ana sayfa hakkımda şiirlerim yorumlar
1
2
3
4
5
tüm yazılarım
facebook | Hatice OLGUN Twitter | Hatice OLGUN
Ana Sayfa
Menü
Öz Geçmiş
Yazılarım
Çizimlerim
Şiirlerim
Fotoğraf Galerisi
Haber & Söyleşi
Yazarlardan
Yorumlar
Bana Ulaşın
Yazılarım / Hani yumurta atmak demokratik bir eylemdi? « geri
Kendisine yumurta atan şehit yakınına 'alçak, satılmış' gibi çok çirkin ifadelerle birlikte 'terörist' diyen CHP lideri, ‘öz yönetim’ ilan ederek mahalleleri savaş alanına çeviren eli kanlı gerçek teröristleri ‘barikat kuran arkadaşlar’ olarak nitelendirebiliyor. Acılı şehit yakınlarına göstermediği anlayışı, Türkiye’yi yangın yerine çeviren- Devleti milyarlarca lira zarara uğratan- kamuya ait binaları yakıp yıkan vandallara gösterebiliyor.. Dahası, bugün kendisine yapılan yumurtalı protesto için ateş püsküren Kılıçdaroğlu, söz konusu tepkiler daha önce AK Partililere gösterildiğinde yazık ki aynı hareketi ‘demokratik eylem’ olarak adlandırabiliyor!

Geçtiğimiz Mayıs ayında, CHP lideri Kılıçdaroğlu’na yönelik Ankara Kocatepe Camisindeki şehit yakınlarının yumurtalı protesto eylemine yakınlarda yenileri eklendi.

İki gün kadar önce İstanbul Vezneciler’de polis aracını hedef alan bombalı saldırıda şehit olan altı polis memurundan ikisinin, bu kez İstanbul Fatih Camiindeki cenaze töreninde halkın yoğun tepkisiyle bir kez daha gündeme geldi Kılıçdaroğlu ve CHP!

Yetmedi, bugün de PKK'nın Midyat saldırısında şehit düşen polis memuru Nefise Özsoy'un eşiEdirne'deki cenaze namazında CHP lideri ile aynı safta durmak istemedi ve yer değiştirdi!

İlaveten, daha öncesinde CHP’nin (güneydoğudaki operasyonlar için güvenlik güçlerimizi töhmet altında bırakan ve kanlı örgüte ilişkin suçlamanın nerdeyse yer almadığı) Cizre raporuna tepkili Türkiye Gaziler Vakfı tarafından da protesto edildi, Kılıçdaroğlu ve CHP..

Ve yine aynı Türkiye Gaziler Vakfı tarafından, önceki gün bir televizyon kanalında sarfettiği; "Biz hapisteki hasta PKK'lıları da ziyaret ettik, DHKP-C'lileri de.." sözleri için dün bu kez de afişli protestoya uğradı Kılıçdaroğlu..

Peki, çoğu CHP’linin ve bizzat Kemal Kılıçdaroğlu’nun (hiçbir özeleştiri yapmadan) bir şehit cenazesindeki acılı insanlara- doğrudan halka dönük ağıza alınmayacak suçlamalarla yaklaştığı bu tepkiler yeni miydi, bu kadarla sınırlı mıydı…

Elbette hayır...  Geçtiğimiz Şubat ayında Ankara’da yaşanan terör saldırısında hayatını kaybedenlerin ailelerine taziyede bulunan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na o gün de bir vatandaş: "Yüzünüz var da cenazelere geliyorsunuz. Arka çıkıyordunuz ya!" diyerek tepki göstermişti.

Yine Mart 2015’te, DHKP-C’nin Çağlayan adliyesinde rehin aldıktan sonra şehit ettiği Savcı Mehmet Selim Kiraz’ın ailesine gittiği taziyede de (DHKP-C'li teröristlerin arabulucu olarak CHP’li Sezgin Tanrıkulu’nu istemesinin de gözler önüne serdiği örgütle yakınlık gündeme gelince) ıslıklı protestoya uğramıştı.

Ekim 2015’de Amasya mitinginin ardından uğradığı, Van’da şehit olan polis memurunun Çorum’daki taziye çadırında da Kılıçdaroğlu’na, bu kez şehidin dedesi;“Buraya gelmeye utanmıyor musunuz" şeklinde tepki göstermişti.

İyi de nedendi, gittikçe yoğunlaşan bu tepkiler?

Kimi şehidin dayısı, kimi dedesi, kimi eşi olan bu acılı insanların her biri, Kılıçdaroğlu’nun çeşitli zamanlarda iddia ettiği gibi "iktidar lehine bir düzeneğin parçaları" olarak (söylemesi bile utanç verici) bu tavırları sergilemiş olabilir miydi, hem de en acılı günlerinde!

Yahut (yine iddia edildiği gibi) bir “dolduruşa gelme” akla yatkın ihtimal midir?

Yani; çeşitli suçların iktidar partisinin ağzından isnadı- iddiasıyla, halkın ana muhalefet partisi ve liderine yönelik algısı şekillendirilmiş ve bu saldırıların- protestoların da bu algı üzerine gerçekleşmiş olma ihtimalinden bahsediyorum.

Sıkça sığınılan bu ihtimali de okuyanların aklına bırakıyorum; değil mi ki halkın algısı gözleriyle gördükleriyle değil de iftira ve iddialarla şekilleniyor olsa; sizin dünyanın öbür ucundaki depremden bile sorumlu tutarak, defalarca mikrofonlara “hırsız, hain, bölücü” ilan edişinizi nereye koyalım..

Daha sonradan, birer delil olarak güvenilirliğini kendiniz de sorguladığınız (bknz; Ergenekon/ 5 no’lu Cd vs) Cemaat argümanlarıyla, şüpheli- şaibeli montaj tapelerini de en hukuk dışı biçimde kürsülerden kullanarak halkın algısını asıl ince ince işleyenin siz olduğu gerçeğini ne yapalım, konu oraya gelecekse ..

İddia edildiği gibi “halk dolduruşa gelmiş ve bunun üzerine şehit cenazelerindeki bu üst üste tepkileri vermiş” olsa, aynı halk asıl aylardır kaç koldan yürütülen bu iddia/ iftiralar üzerine dolduruşa gelir ve şehit cenazelerindeki öfke size değil de; milyon kere “hain- hırsız-bölücü” ilan ettiğiniz iktidara yönelmez miydi?

Düşünsenize, Temmuz 2015’ten beri PKK ve kolları tarafından üstlenilmiş saldırılar için dahi,

Kanlı örgütü bırakıp (mantıkla- akılla izahı mümkün olmayacak biçimde) Devleti “katil” işaret ettiğiniz “Saray kan istiyor” iddianızdan daha üstte bir algı şekillendirme olabilir mi, şurda eğri oturup doğru konuşacaksak..

(Aynı şeyi, adliyedeki kendisine yönelik ilginç saldırı üzerine “hedef gösterildim” iddiasındaki Can Dündar için de söylemiştim; “Eğer ’hedef gösterildim’den kastı, kendisine yönelik bir şeyler iddia ve isnat edilmesiyse, bunu Dündar her Allahın günü gazetesinden- tam da manşetten bizzat kendisi yapmıyor mu ki zaten!” diye..)

Zira konu bunlar değil arkadaşlar.. 

Şehit cenazelerindeki halkın öfkesine sebep olarak gösterilebilecek ve terörü CHP gibi ülkenin köklü bir siyasi hareketiyle (maalesef) aynı cümle içinde kullandıracak pek çok gerçek olay var bu halkın hafızasında.

Ve bunların hiçbirisini de iddia edildiği gibi “hükümet yönlendirmiş yahut organize etmiş” değil! Zaten nasıl olabilir ki (gelin birkaçına beraberce bakalım);

Türkiye Gaziler Vakfı’nın da protesto ettiği ve (çoğu şehit- gazi olmuş) güvenlik güçlerimizi, güneydoğudaki operasyonlarla ilgili töhmet altında bırakan, buna karşılık PKK’ya tek kelime edemeyen Cizre raporunu CHP heyetine silah zoruyla hükümet mi yazdırdı mesela?

Misal CHP Gençlik Kolları’na, terör örgütü PYD'ye kolilerce yardımı götürten ve CHP'li milletvekillerine PYD'li teröristlerin cenazesinde gözyaşı döktüren de mi bu hükümet?

Güvenlik güçlerimizin azılı katili, yasadışı DHKP-C’ye yönelik operasyonların protesto edildiği akla zarar bir eyleme, CHP milletvekilleri Levent Gök ve Uğur Bayraktutan'ı gönderen de mi hükümet?

CHP İstanbul vekilleri Eren Erdem ve Mahmut Tanal’ın da aralarında bulunduğu partili bir gruba, duyanları şoke eden terör örgütü  DHKP-C'nin marşını  Anıtkabir’de hep bir ağızdan söyleten de mi bu hükümet?

Ocak 2013’de CHP milletvekilleri İlhan Cihaner, Süleyman Çelebi ve Hüseyin Aygün, terör örgütü DHKP-C'ye yönelik operasyonda tutuklanan avukatlara destek olmak için adliyeye geldiklerinde, bu da mı CHP dışındaki bir irade (mesela yine hükümet) tarafından gerçekleşmişti?

Savcı Mehmet Selim Kiraz'ı şehit eden ve düzenlenen operasyon sonrasında ölü olarak ele geçirilen DHKP-C üyelerinin, saatlerce süren ikna ve rehine pazarlığı esnasında (ana muhalefet partisi ile örgütün ilişkisini gözler önüne serer biçimde) arabulucu olarak bir CHP Milletvekilini istemesini de bir komplo olarak bu hükümet mi ayarladı!

İstanbul Emninet Müdürlüğü'ne silahlı saldırı gerçekleştiren DHKP-C militanı, canlı bomba Elif Sultan Kalsen’e, daha öncesinde basın üzerinden yaptığı açıklamalarlaCHP’nin sahip çıkmasında da yine bu hükümetin mi parmağı var Allah aşkınıza? 

Bir de üstelik hükümeti teröre yardım- yataklıkla suçlayan CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na, CNNTürk ekranlarından; “Biz hapisteki hasta yatan KCK/ PKK’lıları da ziyaret ettiki DHKP-C’lileri de” dedirten de bu hükümet midir?

Geçtiğimiz günlerde Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu; “CHP’nin içinde DHKP-C’ye destek veren milletvekilleri var. 1 Ekim’de Meclis açılışında Cumhurbaşkanı Erdoğan konuştuğu sırada terör örgütlerini sayarken DHKP-C’yi söyleyince CHP kürsülerinden itirazlar geldi. Bu ne demek?!” dediğinde;

Defalarca polisimizi katletmiş DHKP-C’lileri terörist olarak görmeyen CHP’li o vekiller değil de, bunu sadece dile getiren Bakan mı suçludur sizce!

Polise "itler" diyerek hakaret eden vekiline bu sebepten (bırak herhangi ciddi yaptırımı) tek söz dahi etmemiş olmanıza rağmen, şehit polis cenazelerine gelme genişliğini gösteren senken bir başkasının o kitleyi partinden soğutmasına ihtiyaç var mı Sn Kılıçdaroğlu?!

Polise taş atan/ silah doğrultan vandalları cesaretlendiren, alınlarından öpen, terörist taziyelerine giden, sokağa döken de senken; polis cenazelerinde tepki görmek yerine, üste alkış hak ettiğini mi düşünürdün söylesene..

Açıkçası CHP içindeki vatansever insanımızın da bu durumdan büyük rahatsızlkı duyduğu, çoğunun "hizip" hassasiyeti ile sustuğu da malumumuz.

Artık Cumhuriyet Halk Partisi’nin bu öz eleştirileri yapabilmesi ve; “Türkiye İran’la karşı karşıya gelirse, İran’ı tutarım” diyecek kadar bu millete ve bize ait olmayan isimleri bünyesinden çıkarması gerekmektedir.

Ama tam aksine..! Kendisine yumurta atan şehit yakını için ‘terörist’ , ‘alçak’ ve ‘satılmış’ ifadelerini rahatlıkla kullanabilen CHP lideri; sözde ‘öz yönetim’ ilan ederek mahalleleri savaş alanına çeviren eli kanlı teröristleri ‘arkadaş’ olarak nitelendirebiliyor..

Aynı Kılıçdaroğlu, acılı şehit yakınlarına göstermediği anlayışı Türkiye’yi yangın yerine çeviren, devleti milyarlarca lira zarara uğratan, kamuya ait binaları yakıp yıkan Gezi vandallarına gösterebiliyor, 

“Terörist, alçak, satılmış”  dediği şehit yakınlarına karşın; yakıp yıkan vandalları ‘bizim çocuklar’ olarak ilan ederek, “tertemiz alınlarından öpüyorum” sözleriyle cesaretlendirebiliyor (yazıklar olsun)!

Yine, şehit yakınlarının kendisine yumurtalı protestosu karşısında bugün ateş püsküren Kılıçdaroğlu, söz konusu tepki daha önce AK Partililere gösterildiğinde ‘demokratik eylem’ olarak nitelendirebiliyor..

Ve yazık ki çifte standart bununla da sınırlı değil! 

Dün; "yeter ki tek bir vartan evladı daha teröre kurban gitmesin, tek bir damla daha kan akmasın, bir anne daha ağlamasın" hassasiyetiyle (iyi- kötü, beğenirsiniz beğenmezsiniz!) farklı bir yol denenir ve zor bir süreç yürütülürken,

(üstelik kendilerine de sorulduğu pek çok defa; "artık askeri mücadele dönemi bitmiştir", Kürt meselesinde yeni ve farklı yollar denenmeli" de demelerine rağmen!)

Risk alıp elini taşın altına koyanlara, bırakın destek olmayı; her gün bin türlü ihanet suçlamaları yönelten o CHP'liler, bugün teröristler 'masa'yı devirip yeniden oluk oluk kan dökerken PKK'ya (ve tüm sol terör örgütlerine) karşı yukarıdaki davranışları gösterecek kadar ileri giitmiş kendi partilerine karşı  sus pus olmuş durumdalar.

İşte olay bu kadar açık ve net.

Ne acılı şehit cenazelerindeki birinci derece şehit yakınları (acılı eşler, dayılar, dedeler) birileri lehine slogan atıyor olabilir/ bunu yapabilir,

Ne de bunca kusurlu hareketi varken bir başkası (iktidar partisi de dahil),

CHP’ye şu anda kendi kendine verdiğinden daha fazla zarar verebilir..!




Hatice OLGUN
10. 06. 2016

Yorum Yazın Tüm Yorumlar
Güvenlik
Galeri
Sayfanın tüm hakları Hatice OLGUN’a aittir. 2015 ©
ana sayfa | hakkımda | fotoğraf galerisi | çizimlerim | şiirler | haber & söyleşi | yazılarım | yazarlardan | Yorumlar | bana ulaşın KA İnternet Bilişim Teknolojileri Tic. Ltd. Şti.