ana sayfa hakkımda şiirlerim yorumlar
1
2
3
4
5
tüm yazılarım
facebook | Hatice OLGUN Twitter | Hatice OLGUN
Ana Sayfa
Menü
Öz Geçmiş
Yazılarım
Çizimlerim
Şiirlerim
Fotoğraf Galerisi
Haber & Söyleşi
Yazarlardan
Yorumlar
Bana Ulaşın
Yazılarım / O 'it sürüleri' dediğiniz kahramanları yakından tanıyalım mı?! « geri
Oysa çok değil daha 4 yıl önce, sokakların araçların binaların ateşe verildiği Gezi eylemleri için ‘demokratik tepki’ diyerek, açık net hükümet düşürme niyetli sokak kalkışmasını meşrulaştıran bu çevreler; asıl demokrasiyi- anayasal düzeni- Cumhuriyeti korumak için sokağa çıkmış, pek çoğu Şehit- çoğu hala tedavisi süren Gazilerimizin; yürek acısıyla, sargısıyla, platiniyle, bandajıyla bir de mahkemelerde sürünmesini istediler!! Darbenin başarılamamasını belli ki hala hazmedemeyen bu haysiyetsizler istediler ki; darbeye karşı gelmenin bir cezası olsun, olsun ki bir dahaki sefere tek umutları olan “darbe” başarılsın! Başarılsın ki hiç olmazsa bu yüzyılda bari bir iktidar yüzü görsünler!

15 Temmuz’un başsız şehidi Cuma Dağ…

“Sicim gibi kurşunlar yağarken, yaralılar arasında eşimi aradım. Cesetleri yara yara ilerledim. En son, tankın hemen önünde başı olmayan birini gördüm.

'Adama ne yapmışlar Allah'ım' dedim. Şoku atlatınca cesedi incelemeye başladım. Çoraplar o, pantolon o, ayakkabılar o... İyice yaklaştım. Telefonunda son aramalarda ben vardım, bu benim eşimdi...!!”

15 Temmuz’un başsız şehidi, jeoloji mühendisi Cuma Dağ’ın eşi Rukiye Dağ böyle diyor ve gözyaşları içinde devam ediyor;

“Yağan mermilere aldırmadan yanına oturdum, ellerini tuttum, göğsünü sıvazladım. Polis beni uzaklaştırdı, eşimi alamadım oradan.

Kafasını polisler bulmuş ve bize otopsi nedeniyle 3 gün kadar sonra verilebileceği söylendi. Ancak biz bekleyemeden defnettik." Ruhu şad olsun!

15 kurşun öldüremedi; Kahraman Ömer Halisdemir…

15 Temmuz gecesi makam aracı Beştepe'ye giden yol üzerinde sıkıştırılan Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı, bu pusudan kurtulmayı başardı.

Bir şeyler olduğunu anlayan Zekai Paşa, karargâhı aradığında darbeci Terzi’nin; "Ben oraya geliyorum, içeriye komutanlardan kimseyi almayın, gerekirse ateş edin" emri verdiğini öğrendi.

Bunun üzerine Astsubay Ömer Halisdemir’i arayan Aksakallı: “Sana, tarihi bir görev veriyorum. Tuğgeneral Terzi vatan hainidir, isyancıdır. Onu, karargâha girmeden öldür! Sonunda şahadet vardır, hakkını helal et.” dedi.

Bu emri görev bilen Kahraman Halisdemir, karargâh binası girişindeki ağaçlık alandan FET֒cü Terzi'ye 3 el ateş eder. Terzi, yere yığılırken, bu kez cuntacılar Halisdemir'in arkasından 15 el ateş ederler.

Ağır yaralı olarak yerde yatan Halisdemir'in nabzını kontrol ederek ölmediğini anlayınca hainlerin canice tekrar ateş ettiği anlar kamera kayıtlarıyla sabit :( Ruhu şad olsun.

Eşi yüzüğünden teşhis edebildi!

Kahramanlardan 42 yaşındaki Aytekin Kuru, Ankara Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü’nde görevli ve 2 çocuk babasıydı.

16 Temmuz’a kadar kendisinden haber alamayan eşi ve annesi, 17 Temmuz Pazar günü Ankara’ya giderek sabah saatlerinde Ankara Adli Tıp Morguna ulaşan aile, Kuru’yu aramaya başladı.

Morga alınan Ayşe Kuru, şehit cenazeleri arasında eşini ararken bir eldeki yüzük gözüne çarptı.  Yüzüğe dikkatlice bakan Ayşe Hanım; "Bu benim eşim" diyerek sinir krizleri geçirdi.

Teröristlere kullanılan misket bombası yüzünden tanınmaz haldeki cesedin teşhisi için, şehidimizin annesinden DNA örnekleri alındı! Ruhu şad olsun!

15 gün sonra düğünü vardı…

Darbecilerin alçak kurşunlarıyla şehit olan özel Harekât Polisi Ferhat Koç, 15 Temmuz gecesi şehit edilmeseydi 31 Temmuz’da dünya evine girecekti.

Gölbaşı’nda canice bombalanarak katledilen 42 özel harekâtçımızdan biri olan Ferhat Koç, kalkışma gecesi görüştüğü nişanlısı Gizem Koç’a ısrarla nöbette kalmak istediğini söyledi.

Bu ani nöbet kararı sebebiyle, önceden aldıkları gelinlik provasını iptal eden Gizem Koç, darbe girişimi gecesi saat 23.00 sıralarında aradığı nişanlısına ulaşamıyordu.

Gölbaşı’ndaki ilk hain bombardımanda şehit olan Koç’un ailesi, haberi eve gelen polislerden öğrendi. Şehidin cenazesi memleketi Tokat'ın Turhal ilçesinde toprağa verildi. Ruhu şad olsun!

Baba Yahya Yiğit; “Canilerin gözlerinin içine bakmak istiyorum”!

Her yaştan 250 kadar 15 Temmuz şehidinin en gençlerinden biri olan Cennet Yiğit, henüz 23 yaşında ve sadece 10 aylık polis memuruydu.

Ankara Gölbaşı Özel Harekât Daire Başkanlığı'na düzenlenen bombalı saldırıda şehit edilen Yiğit, yaşasa ve kısmet olsaydı 1 ay sonra nişanlanacaktı.

1993 doğumlu Cennet Yiğit, Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde Resim Öğretmenliği okurken bir yandan Polis Akademisi’ni kazanmış ve iki akademiyi birlikte bitirmişti.

Çocukluk hayalini gerçekleştirerek polis olan Cennet, hain kalkışmanın haberini alır almaz gittiği Özel Harekât Merkezi'nde, araçtan inip mühimmat almak istediği sırada vücuduna isabet eden misket bombaları ile şehit olur!

Şehidin Bünyan’daki acılı ailesi ailesi; kızlarının Diyarbakır/ Sur’daki operasyonda giydiği botlar, üniforması, sözünde kesilen kurdele, kendisini şehit eden bombanın parçası ve patlamada yanan telefonunun da bulunduğu bazı eşyaları için evlerinde bir köşe hazırladı.

Burada, kızını şehit eden misket bombasını göstererek ağlayan ve “Allah o günleri milletimize bir daha yaşatmasın'' diyen acılı baba Yahya Kemal Yiğit;

"O bombayı atan pilotun gözlerinin içine bakmak istiyorum" diye konuştu!! Ruhu şad olsun.

Baba- oğul Olçok'lar vatan derdine düştü, evden izlemek yerine!

Hain çetenin tanklarının ilk konuşlandığı yer olan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, o geceki şanlı direnişin de başladığı noktaydı.

Bu anlamda oldukça stratejik bu noktaya ilk ulaşanlardan birisi de ünlü reklamcı başarılı iş adamı Erol Olçok ve sadece 16 yaşındaki oğlu Abdullah Tayyip Olçok idi.

AK Parti'nin o güne kadarki tüm reklam çalışmalarını başarıyla yürüten Olçok, aynı zamanda Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da hem yakın, hem dava arkadaşlarındandı.

Olayı duyar duymaz evinden dışarıya fırlayan Olçok'a, oğlu Abdullah da eşlik etmek istemişti. Baba-oğul o gece hain FETÖ'cülerin silahlarından çıkan kurşunlarla şehit oldu.

Bugün, duruşma salonlarında hakkını arayan acılı anne Nihal Olçok, " İçeride birkaç sanığın ismi de Abdullah'tı. Oğlumun adıydı. Bir anda kendime geldim; oğlum onlardan biri de olabilirdi dedim ve teşekkür ettim Abdullah'a".

Eşinin ve oğlunun o gece olması gerektikleri yerde olduğunu söyleyen anne Olçok, " Bugün bizim nasıl burada olmamız gerekiyorsa, onlar da olması gereken yerdeydiler. “ dedi. Ruhları şad olsun.

Şimdi kimdir “it sürüsü”..

Bunları yazarken dahi gözlerim doldu klavyede harflerin yerini sık sık ıskaladım.

Ben sadece ‘yazan’ olarak böyle alt üst oluyorsam, olayı birebir bu vatan için, senin- benim için yaşayan insanları bir düşün diyeceğim de, vallahi ve billahi artık empati beklemiyorum..!

Adamlar hainlikte zirve!! Şimdi de tutmuşlar, işte bu yukarıda sadece birkaçını yazarken tükendiğim aziz şehitlerin yakınlarıyla çoğu sakat kalan kahraman gazilerimizin (elini ayağını öpüp, minnet duyacakları yerde);

Vatan millet uğruna yaptıkları fedakârlıklar sebepli bir de mahkemelerde uğraşmaması adına çıkarılan ve sadece 15 Temmuz gecesi- 16 Temmuz sabahını kapsayan KHK düzenlemesi için şerefsizce ayağa kalktılar!

Oysa çok değil 4 yıl kadar önce sokakların, arabaların, binaların ateşe verildiği, yakılıp yıkıldığı Gezi eylemleri için utanmadan ‘demokratik tepki’ diyerek, açık net hükümet düşürme niyetli sokak kalkışmasını meşrulaştıran bu çevreler,

Asıl demokrasiyi- anayasal düzeni- Cumhuriyeti korumak için sokağa çıkmış, pek çoğu Şehit- çoğu hala tedavisi süren Gazilerimizin; acısıyla, yürek yangınıyla, sargısıyla, bandajıyla mahkemelerde sürünsün istediler!!

Darbenin başarılamamasını belli ki hala hazmedemeyen bu haysiyetsizler istediler ki; darbeye karşı gelmenin bir cezası olsun, olsun ki bir dahaki sefere tek umutları olan “darbe” başarılsın!

Başarılsın ki hiç olmazsa bu yüzyılda bari bir iktidar yüzü görsünler!

Halk neden iktidar yapmıyor, düşündünüz mü??

Muhalefet en son 1946’da iktidar yüzü gördüğünde, oyların sayım aşaması kimsenin görmediği bir odada gerçekleştiriliyordu.

Ne zaman ki çok partili dönemle birlikte gizli oy- açıktan tasnife geçildi, işte o gün 27 yıllık saltanat da sona ermiş oldu.

Bir daha tek başına iktidar olamadığı gibi gittikçe düşüşe geçerek, her başarısızlığını tolere eden % 25 civarı sorgulamayan bir kitle oluştu.

Atatürk'ün CHP’sinden kala kala, bir kaset olayıyla yönetimin değiştirildiği, sonrasında da vatan, millet, Atatürk karşıtlarının dahi kendine yer bulduğu işte bu yapı kaldı..!

Darbeyi tırnaklarıyla bastırmış halka “it sürüleri” benzetmesi yapan.. Polisimize hakaret eden.. Referandumda ‘evet’ diyecekler diye, bu milleti Yunan gibi denize dökeceğini bağıran faşist vekilleriyle kimdir bu yapı!

Darbeciler için adalet yürüyüşleri yapan.. Şehit yakınlarının, gazilerin değil, tek tip elbise sebebiyle hainlerin psikolojisini düşünen lideriyle bu yapı kime hizmet eder?!

Güneydoğuda hendek terörü ve PKK lehine- kahraman güvenlik güçlerimiz aleyhine raporlar yazan komisyon üyeleriyle ne yapmaya çalışırlar!

Tutuklu bulunduğu FETÖ davasında suçu sabitlenerek tam 10 yıl hapis cezası alan azılı FET֒cü baş danışmanıyla gidiş nereyedir?!

İlahi adalete havale, bir de milletin ferasetine!!

 

Hatice OLGUN

haticeolgun@gmailcom

Yorum Yazın Tüm Yorumlar
Güvenlik
Galeri
Sayfanın tüm hakları Hatice OLGUN’a aittir. 2015 ©
ana sayfa | hakkımda | fotoğraf galerisi | çizimlerim | şiirler | haber & söyleşi | yazılarım | yazarlardan | Yorumlar | bana ulaşın KA İnternet Bilişim Teknolojileri Tic. Ltd. Şti.